2009-11-25 BASIN AÇIKLAMASI
Ülkemizde son dönemde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulaması sebebiyle uzun tartışmalar yaşanmaktadır. Öncelikle belirtmek isteğimiz husus Anayasada belirtildiği üzere “ HERKES KANUN ÖNÜNDE EŞİTTİR. “ Yani, yasaların uygulanmasında hiçbir ayrım gözetilemez. Bağımsız Yargı güvencesi hakimlerin, savcıların ve avukatların istediği kişisel bir ayrıcalık değildir. Bu tüm yurttaşların hakkıdır. Bağımsız yargı güvencesi evrensel bir insan hakkıdır. Hukuk Devletinde hakimler ve savcılar dahil hiç bir kimse hukuka aykırı eylem ve işlemleri sebebiyle sorumsuz olamaz. Telekomünükasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi 5271 sayılı “ Ceza Muhakemesi Kanunun “ un 135,136, 137, 138. maddeleriyle düzenlenmiştir. Hangi hallerde telefon dinlemelerinin yapılabileceği bellidir. İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphenin varlığı ve başka surette delil elde edilememesi halinde öncelikle Hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcısının kararı ile ve fakat bu kararın derhal Hakim onayına sunulması ile mümkün kılınmıştır. Delillerin toplanmasında dinlemenin dışındaki diğer delil toplama yöntemlerinin öncelikle kullanılması gerekmektedir. Tek delil toplamanın iletişimin denetlenmesi yoluyla olmadığıdır. Avukatlar olarak bizler için hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı vazgeçilmezdir. Her ne şekilde olursa olsun yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğünü ve yargıdan beklenen adaletin zedelenmesine sebebiyet verilen her türlü girişimin karşısındayız. Çünkü, yargı ve hukuk herkesi bağlayıcıdır ve herkes için gereklidir. Gündemi oluşturan dinlemeler yasal mevzuattan hareketle yapılmaktadır. Ancak uygulamanın usul ve şekil şartlarının ne şekilde gerçekleştiğini bilememekteyiz. Dinleme konusundaki uygulamanın yapılmasında mevcut Tüzük ve Yönetmenliklerde usul ve şekil noksanlıkları var ise, yargının ve hukukun daha fazla yıpratılmaması adına öncelikle gerekirse yeni düzenleme ve uygulamaların yapılması gerekmektedir. Biz hukukçular olarak bu konuda hükümetin ve yasama meclisimizin duyarlı olacağını ve varsa usul ve şekilleri ihtiva eden noksanlıkları gideren yeni düzenlemelerin bir an önce yapılacağını beklemekteyiz. Türkiye Barolar Birliğinin de dinlemeye ilişkin mevzuat hususunda gerekli çalışmaları yaptığını ve bu yönde meclis ve hükümet nezdinde girişimleri başlattığını bilmekteyiz. Ancak, buna rağmen usul ve şartlara uymadan HAKİM KARARINA DAYANMAKSIZIN dinleme yapan kurum ve bireyler derhal ortaya çıkartılmalı, cezalandırılmalıdır. Bu hususta hukuka aykırı hareket edenlerin derhal ortaya çıkarılması, sorumluları hakkında yasal işlem başlatılması ve yasaya aykırı eylemde bulunanların en ağır şekilde cezalandırılması kamu vicdanını rahatlatacaktır. Ayrıca belirttiğimiz şekilde yeni düzenlemelerin yasaya aykırı dinleme yapanlara ilişkin cezaların da artırılmasına yönelik olmalıdır. Barolar, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ, İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK ve KORUMAK görevini üstlenmişlerdir. İnsan haklarının ve özgürlüklerin Hukuk Devleti ile evrensel prensiplere yaklaşacağını ve bunların da ancak Hukuk Devleti ilkesi ile korunabileceğini unutmayalım. 24.11.2009 Samsun Barosu Başkanı Av. Necat ANIL
Bu haber 197 defa okunmuştur.
|